Alman devletinin baskıları sürüyor !
Almanya’da anayasanın “yabancı örgütleri” kapsayan ve kamuoyunda “129 b maddesi” olarak bilinen yasa gerekçe gösterilerek devrimcilere, demokrat ve anti-faÅŸistlere yönelik baskıları devam ediyor.
Alman devleti 129 B maddesine dayanarak demokratik haklarını kullanarak örgütlenen Stuttgart Halk Kültür Evi BaÅŸkanı Hanifi Kaplan’ı önce iÅŸbirliÄŸine zorladı, hakkı olan oturumunu uzatmayarak elinden aldı ardından da yurtdışı yasağı koydu. İşte Alman devletinin demokrat yüzünü bir kez daha iÅŸbirlikçileÅŸtirme ve tehditlerle görmekteyiz! Tehdit, ÅŸantaj ve iÅŸbirliÄŸi ile demokratik hakkını kulanarak faaliyetlerini sürdüren ve yasal bir kurumun baÅŸkanı olan Hanifi Kaplan’a onursuzluÄŸu dayatmak istemektedir! 7 Eylül 2023 tarihinde oturumunu uzatmaya giden Kaplan’a yönelik yapılan bu dayatmayı kabul etmemesi üzerine oturum hakkı gasp edildi ve yurtdışına çıkma yasağı konuldu. Oysa Hanifi Kaplan 28 yıldır Almanya’da çalışan ve resmi adresi bulunan bir emektçidir.
Konuya iliÅŸkin açıklamada bulunan Stuttgart Halk Kültür Evi ise baÅŸkanları Hanifi Kaplan’a yönelik Alman devletinin dayatmasının otursuzca olduÄŸu ve Kaplan’ın yanlız olmadığı vurgulanarak ÅŸöyle denildi; “Unutmayın Bizim Halkımızın Koçak Mustafa'ları Var. Bu Halkı Yenemezsiniz…Hanifi Kaplan Yalnız DeÄŸildir."
129. MADDENİN TARİHİ
129 B, yurtdışındaki bir “terör örgütü” adına dünyanın herhangi bir yerinde ve herhangi bir zamanda suç iÅŸleyenlerin Almanya’da soruÅŸturulması ve ceza almasını düzenliyor. Madde kapsamında yargılanmak için bahse konu örgütün herhangi bir “terör örgütleri listesine” dahil olması, söz konusu fiilin ise herhangi bir mahkeme tarafından mahkum edilmiÅŸ olması gerekmiyor. Almanya, suç iÅŸlendiÄŸi iddia edilen ülkedeki olaylarla ilgili detaylı bir soruÅŸturma yürütemeyeceÄŸine göre, geriye “suçluyu”, “teröristi” tespit etmek için iki yöntem kalıyor: Politik karşıtlık üzerinden deÄŸerlendirmeler ya da ilgili ülkenin istihbarat raporu!
Bu iki yöntemin de uluslararası hukuk normlarıyla ilgisi olmadığı bilinmektedir. AB devletleri içinde yalnızca Almanya’da uygulanan 129 B ceza yasası, hukukçular tarafından sert biçimde eleÅŸtiriliyor; fakat bu, durumu deÄŸiÅŸtirmiyor. Avukatların yasanın kaldırılması için Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı tüm baÅŸvurular da geri çevriliyor.
129 B soruÅŸturmalarının hukuka aykırılığına iliÅŸkin bir baÅŸka kanıt da, dava açılmasının savcıya deÄŸil, Adalet Bakanı’na -yani “yürütme” erkine- baÄŸlanmış olmasıdır. Örnek bir 129 B davası da Dusseldorf Mahkemesi’nde süren Grup Yorum emekçisi İhsan Cibelik, gazeteci Özgül Emre ve antifaÅŸist Serkan Küpeli’nin yargılandığı davadır.
Almanya kendi ülkesindeki faÅŸist-ırkçı örgütleri ve bireylerin her türlü ÅŸiddet ve teröre baÅŸvurmasına göz yumarken, söz konusu devrimci ve demokratlar olunca hemen devreye 129 B maddesiyle saldırmaktadır.
Dogan Presse Agence








